Kaz Dağları - Sütüven Şelalesi - Hasan Boğuldu Gölü - Adatepe - Edremit Balıkesir

Gezsek Yesek 24.08.2017 tarihinde Kaz Dağları - Sütüven Şelalesi - Hasan Boğuldu Gölü - Adatepe ziyaret etti.

Tatilimizin son rotası Kaz Dağları. Ama en baştan söyleyim maalesef milli parka gidemedim. Çünkü biraz daha uzak olduğu için sürem kısıtlıydı yetiştiremedim :( Artık o da başka bir sefere inşallah.
Biz Hasan Boğuldu Gölü, Sütüven Şelalesi ve Adatepe köyüne gidebildik sadece. Size onlarla ilgili bilgi vermeye çalışacağım :)

Kaz Dağlarının büyük bir kısmı Balıkesir topraklarında bulunuyor ve burası dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip bir bölge. Buralarda gezip hem doğa güzelliklerini görebilir hem de doğa sporları yapabilirsiniz. Tabii bu sporlar milli parkın içinde yapılıyor.
Sütüven Şelalesi Sarıkız yaylasından doğup Kızılkeçeli Çayı üzerinde bulunuyor. Zeytinli köyüne 4 buçuk km mesafesi var. Suyun 17 metreden düştüğü Sütüven Şelalesi, Kızılkeçeli çayını devam ederek Hasan Boğuldu Gölüne kadar ulaşıyor. Yani bu doğal güzellik bu üçünün biraraya gelmesiyle oluşmuş.
Sütüven isminin anlamına gelirsek, sıçrayan su demek. Burası tabi ki insanın ruhunu aydınlatacak kadar güzel. Görülmesi gereken bir yer.







Hasan Boğuldu gölüne doğru ilerlerken yol üzerinde Romalılardan kalma sütunları da görebilirsiniz. Ayrıca bu şahane yolda bu güzel yeşilliğin içinde bol oksijen alarak, su sesi eşliğinde yürümenin tadını mutlaka alın. Yol patika şeklinde ama yürümesi zor değil. Rahatlıkla gezebilirsiniz.



Gelelim Hasan Boğuldu gölüne, efsanesi filmlere kadar konu olmuş bu göle. Önce tabi hikayeyi anlatarak başlayalım. Ovalı Hasan ile Obalı Eminenin aşk hikayesi bu.

Edremit pazarı, etraftaki köylülerin ürünlerini pazara getirip sattığı, ihtiyaçlarını alarak köylerine döndüğü pazardır. Zeytinli köyünün yakışıklı delikanlısı Hasan, babası öldüğü için, annesinin ve kendisinin geçimini sağlamak için baba mesleği bahçıvanlığı devam ettiriyordu. Yetiştirdiği sebze ve meyveleri, Edremit pazarına götürüp satıyor, ihtiyaçlarını alıp köyüne dönüyordu. Bir gün pazarın kalabalığı içerisinde bir kız görmüştü, çok güzel, alımlı bir kızdı, uzun süre gözleri ile onu takip etti. Giysilerinden obalı olduğu anlamıştı, sırtında heybesi bir şeyler satmaya uğraşıyordu. Kızı gözden kaybetmişti fakat hayali gözünün önünde duruyordu, evlenme çağı da gelmişti. Güzel düşlere dalıp gitmişti. Birden, kendisine seslenildiğini fark etti, kafasını kaldırdığında güzel kızı karşısında görmüştü. Eli ayağı birbirine dolaşmış, şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştı. Bu halini gören kız gülmeye başlamıştı. Hasan kendisinden istenilenlerin en iyilerini seçip verdi. Kıza kim olduğunu sordu. Adının Emine olduğunu ve Zeytinlinin üstündeki obalarda oturduklarını söyledi. O da Hasanı fark etmişti. Artık pazarın kurulduğu her gün Emine peynirin, sütün, yoğurdun, balın en iyisini, Hasana getiriyor, Hasan da sebzenin en iyisini ona veriyordu. Pazardan, Zeytinliye kadar beraber dönüyorlar, Zeytinliden sonra Emine obaya varabilmek için üç saat daha yürüyordu.
Emine ile Hasan birbirlerini sevmişler ve evlenmeye karar vermişlerdi. Hasanın annesi buna çok sevinmişti, fakat Emine’nin ailesi, Hasanı kendilerine uygun bulmayıp, ovalının obada yaşayamayacağını söyleyerek karşı çıkmışlardı. Emine ısrar edince, Hasanın kırk okka ( altmış kilo ) tuzu sırtında obaya çıkarabilirse yiğitliğini göstereceğini ve herkesin onu damat olarak kabul edeceğini söylemişlerdi.
Emine, Hasana durumu anlatır. Başka yapacak bir şey olmadığını anlayan Hasan, sevdiğine kavuşmak için tuz çuvalını sırtına alır ve yola düşerler. Bahçıvanlık yaptığı için Hasan bu tür bir yüke alışkın değildir. İyice yorulmaya başlamıştır. Şimdiki Sütüven şelalesine vardıklarında, yol dere içerisinden gittiği için, taşların üzerinden atlayarak geçiyordu, hem yorulmuş hem de tuz sırtını yakmaya başlamıştı,daha baya bir yol da vardı. Gökbüvete vardıklarında gücü tükenen Hasan, yere düşer. Emine, Hasanı yüreklendirmeye çalışarak gelecek iyi günleri anlatır, fakat Hasan kalkamaz. Emine’ye buralardan kaçmayı, başka yerlerde yaşamayı teklif eder. Emine obasına söz verdiği için bu teklifi kabul etmez. Kendisinin bile rahatlıkla taşıdığı çuvalı taşıyamayan kişiyi obaya nasıl götürebileceğini düşünür. Hasanın yalvarmalarına aldırmaz, çuvalı omzuna alarak obanın yolunu tutar. Hasan “ senin obana varamıyorum, kendi köyüme de ulaşamam, beni bırakma” diye yalvarır. Emine, Hasanın sesi kulaklarında çınlayarak yoluna devam eder. Obaya vardığında pişman olur. Geri dönmek ister. Fakat fırtına çıkar, şiddetli yağmur yağmaya başlar. Ailesi bu havada onu ormana bırakmaz, sabah olunca gitmesini söylerler.
Emine sabahı zor eder, ilk ışıklarla, Gökbüvet’e koşar fakat Hasan yoktur. Zeytinliye annesine, Edremit’e koşar, Hasanı kimseler görmemiştir. Hasanın sesi kulaklarında çınlayan Emine, deli gibi, dere boyunca onu arar durur. Obasına da dönmez. Günler sonra Gökbüvet’te, Hasan’ın gömleğini ve ona verdiği yazmayı bulur. Sana kavuşmaya geliyorum Hasan’ım diyerek kendini aynı yazmayla Gökbüvetin başındaki çınara asar. O günden sonra Gökbüvetin adı Hasanboğuldu, Gökbüvete bakan çınara da Emine Çınarı denmektedir.

Gerçekten baya acıklı bir aşk hikayesi bu. Aslında buraya göl deniliyor ama gölet demek daha doğru olur. Çünkü baya küçük bir alan. Görülmeye değer. Zaten hikayeyi duyunca insan daha da bir merak ediyor.



Burası artık turistik bir yer olduğu için gördüğünüz üzere burada insanlar suya giriyor hatta atlıyor falan.







Şelalenin orada bir büfede güzel bir mangal yedikten sonra buradan ayrılıp Adatepe köyüne doğru yola çıktık.

Adatepe köyünün en ilginç yanlarından biri şuandaki köy halkı tarafından kurtarılıp bu hale getirilmiş olması yani bu kadar güzelleştirilmiş olması. Aslında Osmanlı zamanınında çok zengin olan bu köy sonraları kaderine terkedilmiş neredeyse hayalet kasaba halini almış. Bölge 1989 yılında SİT alanı ilan edilmiş o zamandan beri artık yeni ev yapılmamaktadır. Fakat o yıllarda bir grup entellektüel kesim burayı keşfederek yaklaşık 100 adet evi devletten hiçbir destek almadan restore etmişler. Bunun sonucunda güzelleşen bu köyü tarihi güzel evlerinden ve sokaklarından dolayı İtalyanın köylerine benzeten çok olur. Şuanda da köy sokaklarını yardımlaşarak temizliyorlar. Anlayacağınız burası tam bir huzur yeri.

Köyün bulunduğu bölge Truva, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu, Osmanlı hakimiyetleri görmüş ve bunların izlerini taşımaktadır.

Sahilden 4 km uzaklıkta bulunan bu köyün etrafı çam ve zeytin ağaçları ile doludur. Ve son nufüs sayımına göre sadece 427 kişi yaşamaktadır. Bu ne güzel sakinlik değil mi :)

Toplasanız 1 bilemedin 1 buçuk saatte gezebileceğiniz bir köy burası eğer buralardaysanız gelin bir görün, o sakinliği hissedin. Ama öyle çok bir numara yok bu köyde, fazla bir şey beklemeyin güzel güzel tarihi evler ve şahane bir manzara :)









İşte Adatepenin manzarası da budur :) İyi gezmeler :)


Mekana Verdigim Not:

Mekana Bıraktıgım Kart:

 Sipariş Fiyat
Kaz Dağları - Sütüven Şelalesi - Hasan Boğuldu Gölü - Adatepe
Adres : Edremit Balıkesir
Telefon :
Web :
 


İsim;
Mail;  (Sitede Görünmeyecektir)
Yorumunuz;
İlk Yorumu Siz Yapın...