1 Derin Hikayesi

Gezsek Yesek tarafından eklenmiştir.
    353 Kez Görüntülendi

Sonunda yazmaya karar verdim. Aslında bu yazdıklarımı bir daha hatırlamak istemediğim için yazmayı da istemiyordum ama belki içimi böyle boşaltırım ve rahatlarım diye yazıya başvuruyorum. Ben bir blogger olarak zaten yazmaya alışkınım ve yazmak hep iyi gelmiştir aslında…

 

Bu bir DERİN hikayesi….

 

2017 yazında yani ağustosunda karar verdik çocuk sahibi olmaya. Daha doğrusu öncesinde de hep olsun istiyorduk ama ha bugün ha yarın belki olacakları mı hissedişimden bilmiyorum erteleyip duruyordum. Sonra artık tamam dedik ertelemenin bir anlamı yok çünkü biz bu hayatta bir çocuğumuz olsun isteyen bir çiftiz. Allah nasip ederse ha bugün ha yarın bu zaten olacak. Çok şükür rabbime hiç oldu mu olmadı mı diye düşünmeden hamile kaldım. Hatta ekim ayında İtalya seyahatimizde beklenen regl olmayınca şüphelendim, acaba bebeğim de İtalyayı bizimle birlikte mi geziyor diye J

Dönüşte yoğun şekilde gribim ama şüphelerim var ilaç alamıyorum. Geldiğim gibi yaptığım testin pozitif çıktığını görünce ne hissettin diye sorarsanız inanın sanki hiçbir şey hissetmedim. Sanki anlamadım ne oluyor ne olacak beni neler bekliyor. Ama zorlu sürecin başlaması başlangıcın da zorlu olmasından belliydi sanki. Griptim ve çok yorgundum. İlaç alamadığım için düzelmem çok uzun sürdü. Ve yavaş yavaş vücumdaki değişiklikler kendini göstermeye başladı.

Çok yemek yemiyordum ama acıktığım an yeme isteği geliyordu. Tabi bu başlarda böyleydi.

Daha ilk aylarda kuzenimle gittiğimiz sinemada yediğim mısır vs ve öncesi yediğim burger yemek konusunda dönüm noktam oldu. Normalde bir yemek bloggerı olduğum için yemek yemek benim için zaten büyük bir zevk ve bugüne kadar hiç problem yaşamadığım için bana dokunacağını bilemedim. Gece sabaha kadar uyumayıp mide yanması ile daha en başlarda tanışmış oldum. Acıdan avazım çıktığı kadar yanıyor diye bağırdığımı hatırlıyorum sabaha kadar sonra bir bakıyoruz ki mide yanmaları hamileliğin son aylarında olurmuş. Bebek büyüdüğü için baskı yaparmış o da midede yanma oluştururmuş.  Ama bende nerede zamanında olan şeyler, her kötü şey gibi bu da erken başlamıştı.

Ve mide bulantılarım, ardı arkası kesilmeyen bulantılarım. Her gün her saat her dakika olan bulantılarım, ilk 4 ayda verdiğim kilolar ve sonra da uzunca müddet kilo almayışım. Bazı kusmalarım normal bazı kusmalarım yanmalı. Zannedersiniz alev topu kusuyorum. Sürekli uyku hali ama uyuyamama. Son aylarda karnımın büyümesi ve yatakta dönememem. Tabi bu benim için en kolayıydı. Çünkü bulantılar o kadar içinden çıkılmaz bir hal almıştı ki her gün bir doz serum bir tane zofran ilaç bir ay boyunca düzenli olarak kullandım. Her akşam hastaneye git damar yolu açtır. Artık canım yanıyor bu sebeple biran önce doğsun istiyorum.

Yine erkenden başlayan kramplar. Yürümeme bile engel olacak derecedeki ağrılar. Ve en büyük sancılardan biri kabızlık. Allahtan sadece bir kere oldum ama onda da ölüyordum. Zaten biraz daha geç gitseymişim hastaneye zehirlenecekmişim. Lağman vs tedavi sonra bir rahatlama ama ağrılar devam. Kısacası hamilelik benim için hiç güzel geçmedi.

Tabi bu arada sürekli etrafımda konuşan insanlar en güzel zamanların karnında olduğun zamanlar diye. Allahım diyorum bu yaşadıklarım güzelse acaba kötüleri nasıl olacak. İyice korkmaya başlıyorum bebekten ama yine de doğsun istiyorum.

Tabi bu arada sanmayın bu kadar zor geçiriyorum diye hamile foto çekimi falan yaptırmadım, öyle şeylerin hiçbirinden geri kalmadım ;)

Doktorum mükemmel bir insan (Doç. Dr. Ümit Korucuoğlu) , çok ilgili gece gündüz her problemimde yanımda. Bütün eğitimleri de aldık ve ben kararlıyım normal doğuma. Hiç korkmuyorum, epidural yaptırıcam ve olabildik en acımasız normal doğumu yapıcam diye kendimi çok güzel hazırladım.  Ama sağolsun kızım son haftada hoop ters dönüyor, doğum pozisyonundan çıkıyor.1 hafta daha bekliyoruz ama aşağıya inmiyor, dönmüyor ve mecburen sezeryan için gün kararlaştırıyoruz.

7 haziran 2018 Perşembe sabah 7de hastaneye giriş. Beni hazırlıyorlar ve o kadar normal doğumu düşünüp korkmayan ben korkmaya başlıyorum.

Hazırlıklarımız tamam, kızım için şekerler hazırlamışım, odayı süsletmişim. Ve doğum anı…

Ameliyathaneye girdim ama sürekli alpi soruyorum ne zaman gelecek diye. Onun da hazırlanması gerekiyormuş.

Anestezi doktorum şahane bir kadın (Ebru Zağpusat). Neyi nasıl yapacağını önce anlatıyor bana. Sonra belimden yerleştiriyor epidurali. Hiç ama hiç acımadı. Ama sonra ben de yine zıkkım giresi mide bulantısı. Doğumdan önce başladım masada kusmaya. Ve sonunda sakinledim ve doğum başladı. Kendimdeyim ve kızımı inşallah dakikalar sonra göreceğim. Saat 07:46 Derin doğdu. Ve ben onu gördüm o da beni. Çok ilginç bir şekilde bize bakıyor ama çok güzel. Verdiler yanıma sarıldım kokladım. O an aşık oldum kızıma başka bir şekilde anlatılmaz. Ve hemen akabinde boynuma dayanılmayacak bir acı girdi. O acıyla beni uyutmuşlar orası bende yok. Odaya gelirken uyandım.

Herkes odadaydı zaten kızım dahil. Öyle beni bekliyordu çocuğum açbilaç J

 

İlk gün yani hastanede geçen gün benim için en kolay ve en güzel gündü sanki. Çünkü Derini emzirmek hemşireler varken hiç zor olmadı. Özel hastane olması (Tobb hastanesi) tabi bir avantaj çünkü hemşirelerin biri gitti biri geldi. Ve uzun zamandır yemek yemeyen yediklerinden de hiç tat almayan ben yemek yedim ve o hastane yemeğinin bana ne kadar lezzetli geldiğini anlatamam size.

Ayrıca ameliyatım çok güzel geçmişti doktorumada çok güvendiğim için hiçbir sıkıntı yaşamadım. Ağrım da pek olmadı. Zaten epidural halen takılı olduğu için kendim kendime de ağrı kesicimi yapabiliyordum. Derini biraz zor emzirdik normal tabi ilk 2 gün illaki bebek emmekte zorlanır. Ama hastanede hemşireler bir yolunu bulup emzirttiler. Hemen o gün ayağa kalktım birkaç saat sonra direni de çıkardılar yani gayet iyiyim.

Gece de çok güzel uyudum çünkü yine emzirme saatinde hemşireler gelip uyandırdı ve derini emzirdik. Tabi birazcık mama birazcık enjektörle falan emzirdik ama sonuçta emzirdik. Uzun zamandır uyumayan ben çok güzel uyudum. İlk günümüz sorunsuz geçti kızımla. Asıl hikaye yarın başlıyor.

 

Derinin 2. Günü

Gelsin depresyonlar….

 

İkinci gün hastanede uyandık. Derin zaten yeni doğduğu için çoğunlukla uyuyor. Emzirmek için sık sık uyandırıyoruz tabi biz. Kontrolleri falan hep yapıldı hiçbir sıkıntısı yok. Ara ara ufak tefek ağrılarım oluyor ama çok fena değil. Ağrı kesicilerle gayet iyi bir şekilde duruyorum.

Ve hastaneden çıktık eve geldik. İşte depresyon o zaman kendini göstermeye başladı. Eve geldim kucağımda ufacık bir şey. Öyle bana bakıyor. Hep yanında olmalıyım, ona bakmalıyım, tamamen bana muhtaç. İşte bu muhtaçlık insanı çok zorluyor. Birinin size muhtaç olması çok feci bir şey. Her şeyim Derine bağlı, banyo yapma saatim bile onun uykusuna bağlı. O uyuduğu gibi girip çıkmam lazım. Ya da dışarı çıkacaksın ama Derin var ne olacak. Uzun süre aç kalamaz.

Evdeki ilk 2 gün bebeğin güçsüz olması ve emmekte zorlanması çok fena. Aç kalacak korkusundan ölüyorsun sen. Çünkü sanki istediğin gibi doymuyor. Ama ben de bir süt var akıllara zarar maşallah. Dolup dolup taşıyor. Şimdi buradan okuyunca çok iyi bir şeymiş gibi. Evet iyi bir şey ama bu iyiliğin yanında mis gibi ağrılar ve acılar veriyor sana. Bebeğin emmediği vakitlerde bile sürekli sağmak zorundasın ki sen bu işi hiç bilmiyorsun. Bilmediğin için hem sağarak hem emzirerek bir güzel göğüslerini yara da yapıyorsun. Hani ben hamilelikte çok acılar çektim ya hatırlamak bile istemediğim, işte bu göğüs ucu yaraları her şeyi geride bıraktırdı. Anlatılmaz yaşanır cinsten ama asla kimsenin yaşamasını istemeyeceğim cinsten. Sürmediğim şey kalmadı, göğüs ucu kremleri (lansinoh vs) hiç işe yaramadı. Hametan eh işte biraz ama benim asıl kurtarıcım aloe vera bitkisi. Evimde Allahtan vardı zaten. Kopardım kopardım sürdüm yaraların üstüne. Hala bile yara olduğunda kullanırım iyi gelir. İyi geliyor ama öyle tamamen geçmiyor ama şükür ilk haftaki gibi değil ağrılarım. En baştan beri bol bol sağmak gerekiyormuş işte bunlar hep tecrübesizlikten. Sonra sağdıkça sağdıkça rahatladım. Yine de çok sıkıntılı sürekli sağmak da. Bıkkınlık verdi resmen. Gece yatmadan sağ, sabah kalktığında sağ, gün içinde en az 2 kere daha sağ, Bir de aralarda emziriyorum ha emzirmiyorum sanmayın. Böyle kendimi sadece süt makinesi gibi sürekli sağarken buluyorum. Sağmazsam patlayacak çünkü. Gece bile emzirmeye kalktığımda emzirdikten sonra diğer göğüsü ve kalanları sağıyordum.

 

Bu kadar bol süte kaçınılmaz son bir baktık bu çocuk sarı. Tabi ki kontrole doktora hemen. Evet sarılık olmuş ama Allahtan çok ciddi boyutlarda değil emzirin diyor doktor sık sık. Zaten emziriyorum sık sık daha ne yapabilirim. İşim gücüm benim bu. Bebeğimi gece sık uyandırmak istemiyorum ve hatta dk başı da emzirmek istemiyorum ama etrafımdakilerin baskısı beni delirtiyor. Araştırıyorum emzirme aralıkları 2 saat olsun deniliyor(tabi ki sarılığı geçtikten sonra bunlar) ama herkes emzir bu çocuk aç, emzir bu çocuk doymuyor, emzir bu çocuğun zaten gücü ne ne kadar yiyor ki. Allahım cinnet geçiricem sonunda. Bu süreçteki en güzel şey eşim ve annem babam. Çünkü hastalandığımı öyle güzel gördüler ve bana destek oldular ki Allah onlardan razı olsun. Anneme bildiğiniz ahtapot gibi sarıldım. İstedim ki ömür boyu gitmesin hep yanımda dursun. Onun evine gideceği fikri de beni depresyona yaklaştırıyordu. Allahtan annem o dönem ben istemediğim sürece gitmeyeceğini söyleyerek beni rahatlatıyordu.

Derinin sarılık olması ve etrafımdaki bu konuşmalar, sürekli kendimi yargılamama, sorgulamama sebep oluyordu. Ben iyi bir anne değilim, kızıma bakamıyorum, onunla yalnız kalmaktan korkuyorum vs vs. Bunlar beni yıprattı yıprattı. Sürekli kapana kısılmış gibi hissediyorum kendimi. Elim kolum bağlanmış, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sonuç olarak artık özgür değilim.

Alpim sık sık beni dışarı çıkarıyor. Görüyor halimi ve anlıyor. En olmadı 10 dk yürüyüş yapıyoruz sokakta bana çok iyi geliyor. Biraz böyle azaltıyoruz bu lanet lohusa depresyonunu. Herkes 40 ı çıksın rahatlarsın diyor bununla avutuyorum kendimi gün sayıyorum.

Ve akabinde böyle günler geçti geçti….

40ı geldi, güzelce yıkadık pakladık 40ını çıkardık kızımın. Tabi benim de J

Evet çok doğru bir değişim oldu, o depresyon hali çoğu gitti. Üzerime bir rahatlama gelmedi değil. Ama öyle söylenildiği gibi aniden bıçak gibi kesilmiyor o sıkıntılar. Bu sıkıntılar yavrum büyüdükçe azaldı. Doğru o büyüdükçe başka sorunlar da ortaya çıkmaya başladı ama onun bana gülmesi tepki vermesi, yavaş yavaş kendini ifade edebiliyor olması beni çok mutlu ediyordu ve sanırım bu mutluluk sayesinde depresyondan tamamen kurtuldum.

Artık geri kalanını size başka yazılarda yazıcam. Bu bir derin hikayesi olarak bu kadar kalsın…

Tabi bu arada tüm annelere bebeklerinin, çocuklarının yaşı kaç olursa olsun kolaylıklar diliyorum. Zor evet biliyorum ama yine de güzel değil mi ;)

 

Yorum Yap

Sosyal Medya Hesapları

Fiyat Listesi

Bıraktığım Kart